Namaz vakti dışında, her hadesten (abdest bozan hâl) sonra abdest almak gerektiğine dair bir delil bulunmamaktadır. Kişi namaz kılmak istediğinde, bu durumda taharet hâlinde olması gerekir. Bu, ister büyük ister küçük hades sonrası namaz için abdest almak vaciptir.
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi ve ellerinizi dirseklere kadar yıkayın…” (el-Mâide, 6)
Bu ayet, abdestin ancak namaza kalkıldığında farz olduğunu açıkça göstermektedir.
İbn Abbâs (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) tuvaletten çıkmıştı. Kendisine yemek sunuldu. Sahabiler:
“Size abdest için su getirelim mi?” dediler.
Bunun üzerine Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Ben sadece namaza kalktığımda abdest almakla emrolundum.”
(Tirmizî, Et‘ime 1770; elbânî tarafından Sahîh-i Tirmizî, no: 1506’da sahih kabul edilmiştir.)
Bu hadis, açık bir şekilde gösteriyor ki, abdest ancak namaza kalkarken gereklidir.
Bununla birlikte, Kur’an okumak, uyumak gibi bazı ibadetlerde abdestli olmak müstehab (sevap kazandıran) bir ameldir.
Ayrıca bilinmelidir ki, kişi abdestini bozmadıkça bir abdestle birden fazla farz veya nafile namazı kılabilir. Nitekim Sahih-i Müslim’de sabit olduğuna göre, Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem) Mekke'nin fethinde bir abdestle tüm vakit namazlarını kılmıştır. Ömer (radıyallahu anh) bu durumu görünce şöyle sordu:
“Ey Allah’ın Rasûlü! Daha önce senin böyle yaptığını görmemiştim.”
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Ey Ömer! Bunu bilerek yaptım.”
(Müslim, Tahâret 415)
İmam Nevevî, Sahih-i Müslim şerhinde şöyle demiştir:
“Bu hadis, abdesti bozmayan kimsenin bir abdestle farz ve nafile birçok namazı kılabileceğine delalet eder. Bu görüş, muteber âlimlerin ittifakıyla sabittir.”
En doğrusunu Allah bilir.