Nebi (s.a.v)’in geçmiş, bulunduğu zaman ve geleceğe dair gaybî konular hakkında verdiği tüm bilgiler vahiy kaynaklıdır. Bunlar arasında evrenin ve insanlığın yaratılışı, kıyametin kopuşu, cennet ve cehennem, kıyamet alametleri, melekler, peygamberlerin kıssaları ve diğer gaybî meseleler bulunmaktadır.
Bu hakikat, Allah Teâlâ’nın şu ayetlerinde açıkça beyan edilmiştir:
“O, hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz. O (söyledikleri), yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.” (Necm, 3-4)
“Bunlar: Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. (Hûd, 49)
“De ki: “Ben size, ‘Allah’ın hazineleri benim yanımdadır’ demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘Ben bir meleğim’ de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum.” De ki: “Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?” (En‘âm, 50)
Bu nedenle, Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in gayba dair verdiği tüm bilgilerin hak ve gerçek olduğuna inanmak zorunludur. O, sâdık (doğru sözlü) ve masdûk (tasdik edilmiş, vahye muhatap) bir peygamberdir.
Dolayısıyla, bir Müslüman, Nebi s.a.v’den rivayet edilen sahih hadislerle sabit olan gaybî haberlerinden birini inkâr ederse, bu onu dinden çıkaran bir küfür fiili olabilir. Çünkü bu, Kur’an’ın “O, yalnızca vahyedileni bildirir” ayetine aykırı bir tutumdur.
En doğrusunu Allah bilir.