Perşembe 8 Zilhicce 1443 - 7 Temmuz 2022
Türkçe

İslam’a davet

Soru

İslam’a davet nasıl yapılır?

Cevap metni

Allah’a hamd olsun.

Yüce Allah, insanı yeryüzünde yaratırken onu başıboş bırakmamıştır. Bilakis ihtiyaç duyacağı yiyecek, içecek ve giyimi de yaratımıştır. Ayrıca farklı zaman dilimlerinde insanlığı islah eden metodlar indirmiş, dünya ve ahiret mutluluğu için takip edecekleri yolu göstermiş ve şöyle demiştir: “İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti. (Enam/153)

İslam, semavi dinlerin sonuncusu olduğu gibi Kur’an-ı Kerim son kitap ve Muhammed Sallallahu Aleyhi Vesellem son peygamberdir. Yüce Allah peygambere bu dini tüm insanlara tebliğ etmesini şöyle emretmiştir: “De ki: “..İşte bu Kur’an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu.. “ (Enam/18)

Yüce Allah, peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi vesellemi tüm insanlara İslam diniyle göndermiştir: “ De ki: 'Ey insanlar, ben Allah'ın hepinize gönderdiği bir elçisi (peygamberi)yim.” (Araf/158)

Şüphesiz İslam’a davet en kutsal ve en faziletli davranıştır. Çünkü bu davranışla insanlar doğru yola davet edilir, insanlara dünya ve ahiret mutluluğu gösterilir. “Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir?” (Fussilet/33)

İslam’a davet peygamberlerin görevi olup kutsal bir görevdir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem kendisinin ve onu takip edenelerin hayattaki yegane mesajları; Allah’a davettir:

“De ki: “İşte bu benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar bilerek Allah’a çağırırız. Allah’ın şanı yücedir. Ben, Allah’a ortak koşanlardan değilim.” Yusuf/108)

Başta alimler olmak üzere Müslümanlar, İslam’a davet etmekle mükelleftirler. Yüce Allah şöyle buyurdu: “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” (Âli imran/104)

Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: “Bir ayet dahi olsa benden işittiğinizi tebliğ edin” (Buhari/3461)

Allah’a davet, yüce ve kutsal bir misyondur. Zira bu görevde insanların sadece Allah’a ibadet etmelerine davet, onları karanlıktan çıkarıp aydınlığı götürmek, şer ve batıl yerine hayır ve hakkı ekmek vardır. Bu nedenle bu görevi üstlenen kimse; ilim, fıkıh, sabır, hoşgörü, yumuşak huylu olmak, cömert olmak, infak etmek, örf ve adetleleri bilmek gerekir. Yüce Allah şöyle buyurdu:

“(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.” (Nahl/125)

Bu bağlamda yüce Allah peygamberine nimetini minnet göstererek şöyle buyurdu:

“Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.” (Âli imran/159)

Davetçi, davet ederken bir takım tartışmalarla karşılaşabilir. Özellikle kitap ehliyle tartışmaya girildiğinde en güzel ve yumuşak şekilde tartışmaya girmemiz, zorlama yapılmaksızın İslam ilkelerini sade ve net bir şekilde aktarmak gerektiğini şöyle açıklamıştır: “İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: “Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilâhımız ve sizin ilâhınız birdir (aynı ilâhtır). Biz sadece O’na teslim olmuş kimseleriz.”(Ankebut/46)

Unutmamak gerekirki Allah’a davetin çok büyük bir sevap ve karşılığı mevcuttur:

Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu: “Bir kimse doğru bîr yola davet ederse, ona tâbi olanların ecirleri kadar kendisi için ecir olur. Bu, tâbi olanların ecrinden bir şey eksiltmez. Ve her kim bir dalâlete davet ederse, ona tâbi olanların günahları kadar kendine günah olur. Bu, tâbi olanların günahlarından hiç bir şey eksiltmez.” (Muslim/2674)

Nasılki fiziksel bir yapının inşası çaba ve sabır gerektiriyorsa aynı şekilde ruhların inşası nefisleri hak yoluna yönlendirmek de sabır ve fedekarlık gerektirir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem de İslam’a davet etmiş kafirler, Yahudiler ve münafıkların eziyetine maruz kalmıştır. Ayrıca farklı kesimlerden yalanlanmış ve taşlanmıştır. Kendisi davet boyunca sihirbazlık, kahinlik, delilik ve şairlikle itham edilmiştir. Tüm bunlara karşı Peygamber sabrederek zafere ulaşmıştır ve İslam dini her yere yayılmıştır. Şüphesiz davetçiler Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’i hayatlarında örnek almaları gerekir:

  “Sabret. Şüphesiz, Allah’ın va’di gerçektir. Kesin imana sahip olmayanlar sakın seni gevşekliğe (ve tedirginliğe) sürüklemesinler.” (Rum/60)

Müslümanlara vacip olan husus, peygamberlerine tabi olmaları, metodunu takip etmeleri, İslam’a davet ederken Allah yolunda karşılaşacakları eziyetlere karşı sabırlı olmalarıdır. “Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab/21)

Bu ümmetin düzelmesi ve mutlu olması ancak bu dine tabi olmakla mümkündür. Bu nedenle yüce Allah bu dini tüm insanlığa tebliğ edilmesini şöyle emretmiştir: “Bu Kur’an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiridir.” (İbrahim/52)

En iyisini Allah bilir.

Kaynak: Muhammed b. İbrahim et-Tuveycrî, "Usûlu'-Dîni'l-İslâmî"kitabından alınmıştır