Hamd,
yalnızca Allah'adır.
Âlimlerin
görüşlerinden sahih olanına göre; delinmiş mest (çarık)
veya çorabın üzerini meshetmek câizdir.Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- mestin (çarığın)
üzerini meshetmeye izin vermiş, fakat onun delinmiş veya
yırtılmış olmaması gerektiğini şart
koşmamıştır. Özellikle bazı sahâbenin
çarıkları delinmiş veya yırtılmış olmaktan
uzak değildi. Şayet mestin (çarığın) delinmiş
veya yırtılmış olması, mesh olayına bir etkisi
olsaydı,Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem- bunu genel bir şekilde açıklardı. Fıkıh usûlü
kâidelerine göre, "Bir meselenin açıklamasını, ihtiyaç
zamanından sonraya ertelemek, câiz değildir" hükmü sâbit
olmuştur.
İmam Süfyân es-Sevrî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle
demiştir:
"Ayağına
giymiş olduğun her ne ise onun üzerini meshet.Muhâcirlerle
Ensâr'ın giydükleri çarıkları delinmiş veya
yarılmış veyahut da yamalı değil miydi?" (Abdurrezzak, Musannef'inde rivâyet etmiştir.c: 1,
s: 194)
Şeyhul-İslâm
İbn-i Teymiyye de -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle
demiştir:
"Rasûlullah -sallallahu
aleyhi ve sellem- mestlerin (çarıkların)
üzerini meshetmeleri emrini verince,mestlerin(çarıkların) genel olarak nasıl
olduğunu bilmesine rağmen delinmiş veya
yırtılmış gibi kusurlardan uzak olmasını
şart koşmayınca, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emrini mutlak
anlamda yorumlamak gerekir.Herhangi bir şer'î delil olmaksızın
onun sözünü bir
şarta bağlamak (sınırlandırmak) câiz değildir. Onun
sözü şunu gerektirir: İnsanlar, giydikleri ve üzerinde
yürüdükleri her mestin (çarığın), açılmış
veya delinmiş bile olsa, belirli bir şartla
sınırlandırmaksızın üzerini meshedebilirler. Çünkü
bir şartla sınırlandırmak için şer'î bir delilin
olması gerekir." (Mecmûu'l-Fetâvâ; c: 21, s: 194).
Bu, İshak, İbn-i Mübârek, İbn-i Uyeyne ve
Ebu Sevr'in görüşüdür.
İmam
Şâfiî ve İmam Ahmed'den -Allah
ikisine de rahmet etsin- rivâyet olunan meşhur görüşe göre,
mestin (çarığın) veya çorabın meshedilmesi farz olan yeri
yırtılmış veya yarılmış olduğu sürece
onun üzerini meshetmek câiz değildir, hükmüne varmışlardır.
İmam Ebu Hanife ve
İmam Mâlik de -Allah ikisine de rahmet etsin- az delinmiş olan ile
çok delinmiş olanın birbirinden ayırt edilmesi gerektiği
hükmüne varmışlardır.
Doğru olan birinci
görüştür. Buna göre; ayağa giyilen ve üzerinde yürüme
imkânı olan her mestin (çarığın) veya çorabın üzerini
meshetmek câizdir.
Aynı şekilde
tenin rengini belli eden çorabın üzerini meshetmek de câizdir. Çünkü
çorabın üzerini meshetme izni, mutlaktır. Onu herhangi bir şey
sınırlandırmamıştır. Bu ise, şunu gerektirir:
İnsanlar, giydikleri her çorabın üzerini meshedebilirler.Bu, üzerinde yürüme imkânı olan
delinmiş mestin (çarığın) üzerini meshetmek câizdir, diyenlerin
görüşünün bir gereğidir.
İmam Nevevî -Allah
ona rahmet etsin- şunu zikretmiştir:
"Bir
kimse camdan bir mest (çarık) giyer ve
üzerinde yürüyebilirse, camın atından teni gözükse bile, üzerini
meshetmesi câizdir..." (el-Mecmû'; c: 1, s: 5029.
Allah Teâlâ en iyi
bilendir.
Süleyman b. Nâsır el-Alvân