Hamd,
yalnızca Allah'adır.
Bazı âlimler -bunlardan birisi de İmam
Ahmed'dir-, bala zekât gerektiği görüşüne
varmışlardır. Bu konuda birçok delili dayanak
göstermişlerdir.Bu delillerden bazıları
şunlardır:
1. Amr b.
Şuayb'dan, o babasından, o dedesinden, o da Abdullah b. Amr'dan -Allah
ondan râzı olsun- rivâyet
ettiğine göre, o şöyle demiştir:
((إِنَّ النَّبِيِّ
صلى الله عليه وسلم أَخَذَ مِنَ الْعَسَلِ الْعُشْرَ )) [ رواه ابن ماجه وقال
الألباني في صحيح ابن ماجه:حسن صحيح ]
"Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- baldan öşür
aldı." (İbn-i Mâce;
hadis no: 1824. Elbânî, "Sahîh-i İbn-i Mâce"de: 'Hadis, hasen
sahihtir', demiştir.)
2. Süleyman b. Musa,
Ebu Seyyâra el-Mute'î'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiğine
göre, Ebu Seyyâra:
(( قُلْتُ يَا رَسُولَ
اللهِ! إِنَّ لِي نَحْلا. قَالَ: أَدِّ الْعُشْرَ. قُلْتُ يَا رَسُولَ اللهِ!
اِحْمِهَا لِي فَحَمَـاهَا لِي )) [ رواه ابن ماجه وقال الألباني
في صحيح ابن ماجه:حسن لغيره ]
"Ben:
-Ey Allah'ın elçisi! Benim bal arılarım
var, dedim.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:
- Balının öşrünü (ondan birini) ver,
buyurdu.
Ben:
-Ey Allah'ın elçisi!
(Kimsenin onda hevesi olmasın diye) onu benim için korur musun?
dedim.Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bal
arılarımı korumaya aldı." (İbn-i Mâce; hadis
no: 1823. Elbânî, "Sahîh-i İbn-i
Mâce"de: 'Hadis, hasen liğahrihi'dir', demiştir.)
es-Sindî, İbn-i Mâce'nin hâşiyesinde
şöyle demiştir:
"Zevâid'de şöyle denilmiştir:
İbn-i Ebî Hâtim babasından rivâyetle şöyle demiştir:
Süleyman b. Musa, Ebu Seyyâra ile (hadisi rivâyet etmesi için) biraraya
gelmemiştir. Dolayısıyla hadis, mürsel'dir.
Tirmizî de "el-İlel" adlı
kitabında Buhârî'de, bu hadisten sonra şunu
anlatmıştır:
-Bu hadis, mürsel'dir.
Sonra şöyle demiştir:
- Süleyman b. Musa, sahâbeden hiç kimseye
kavuşmamıştır."
3. Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o dedesinden
rivâyet ettiğine göre, o şöyle demiştir:
(( جَاءَ هِلالٌ أَحَدُ بَنِي مُتْعَانَ إِلَى رَسُولِ اللهِ ^ بِعُشُورِ
نَحْلٍ لَهُ، وَكَانَ سَأَلَهُ أَنْ يَحْمِيَ لَهُ وَادِيًا يُقَالُ لَهُ:
سَلَبَةُ، فَحَمَى لَهُ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم ذَلِكَ الْوَادِي، فَلَمَّا وُلِّيَ
عُمَرُ بْنُ الْـخَطَّابِ
اكَتَبَ سُفْيَانُ بْنُ وَهْبٍ
إِلَى عُمَرَ بْنِ الْـخَطَّابِ يَسْأَلُهُ عَنْ ذَلِكَ، فَكَتَبَ عُمَرُ
ا إِنْ أَدَّى إِلَيْكَ مَا كَانَ يُؤَدِّي إِلَى رَسُولِ
اللَّهِ ^ مِنْ عُشُورِ نَحْلِهِ فَاحْمِ لَهُ سَلَبَةَ، وَإِلا فَإِنَّمَـا
هُوَ ذُبَابُ غَيْثٍ يَأْكُلُهُ مَنْ يَشَاءُ. ))
[ رواه ابن ماجه وحسنه الألباني
في صحيح أبي داود ]
"Mut'ân
oğullarından olan Hilâl, balının öşürleriyle
birlikte Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzuruna geldi. Hilâl'in, Selebe adındaki vâdide balı vardı ve (kimsenin onda hevesi olmasın diye) Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den onları
korumasını istemişti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
de onun için o vâdiyi korumaya almıştı. Ömer b. Hattâb -Allah
ondan râzı olsun- (Ebubekir'den
vefâtından sonra) hâlife olunca, Süfyân b. Vehb, Ömer b. Hattâb
bir mektup yazdarak bunu sordu. Bunun üzerine Ömer b. Hattâb -Allah
ondan râzı olsun- şöyle yazdı: Eğer Hilâl, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-'e verdiği balının öşrünü
sana da verirse, Selebe vâdisindeki balını korumaya al, yoksa onu
koruma altına alman gerekmez.Çünkü bu bal, dileyenin yağmurun
yağmasıyla yeşeren bitkilerden beslenip bal yapan
arının balıdır, onu dileyen yiyebilir." (Ebu
Dâvud;hadis no: 1600. Elbânî,
"Sahîh-i Ebî Dâvud"da: 'Hadis, hasen'dir', demiştir.)
Bu hadis, yine, Ömer b. Abdulaziz -Allah ona rahmet
etsin- rivâyet rivâyet olunmuş, ancak en doğru olan görüşe
göre, balda zekâtın olmamasıdır.
İmam Ahmed'e:
"Sen de bala zekât gerekir görüşüne varıyor
musun? diye sorulduğu
zaman, o şöyle cevap vermiştir:
"Evet,
ben de, bala zekât gerekir görüşüne varıyorum. O da
öşürdür. Nitekim Ömer sahâden bunu almıştı."
"Sahâbe
bu zekâtı nâfile babından vermiş olabilirler mi? diye sordum.
Bana:
Hayır, aksine farz olduğu için almıştır, dedi."
(Bkz:"el-Muğnî";
c:4, s:183-184)
İlim
ehlinin çoğunluğu -ki İmam Mâlik ve İmam Şâfiî de
bunlardandır-, bala zekât gerekmediği görüşüne
varmışlardır. Bu âlimler, bala zekâtın gerektiği
konusunda rivâyet olunan hadislerin zayıf olduğunu
söylemişler ve bu hadislerden sahih olanını ise,
-Ömer'den gelen hadisin zâhirinde olduğu gibi- baldan verilen
öşrün, himâye (koruma) karşılığında
olmasına yorumlamışlardır.
İmam
Buhârî -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
"Yağmur
ve akan su ile sulanan ürünlerde öşür babı ve Ömer b.
Abdulaziz bala (zekât olarak) bir şey gerektiğini
görmezdi."
Hâfız
İbn-i Hacer -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle
demiştir:
"İbn-i
Ebî Şeybe ve Abdurrazzak'tan sahih bir senedle rivâyet olunduğuna
göre, Abdullah b. Ömer'in azatlı kölesi Nâfi'
şöyle demiştir:
(( بَعَثَنِي عُمَر بْن عَبْد الْعَزِيز عَلَى الْيَمَنِ
فَأَرَدْت أَنْ آخُذَ مِنَ الْعَسَلِ الْعُشْر , فَقَالَ مُغِيرَة بْن حَكِيم
الصَّنْعَانِيّ : لَيْسَ فِيهِ شَيْء , فَكَتَبْت إِلَى عُمَر بْن عَبْد الْعَزِيز
فَقَالَ : صَدَقَ , هُوَ عَدْلُ رِضَا , لَيْسَ فِيهِ شَيْء. )) [ فتح الباري ]
"Ömer
b. Abdulaziz beni Yemen'e (zekât toplamam için) gönderdiğinde ben,
baldan öşür alınmak istedim.Bunun üzerine Muğîre b. Hakîm
es-San'ânî bana:
- Balda (zekât olarak) hiçbir
şey yoktur (ona zekât gerekmez), deyince ben Ömer b.
Abdulaziz'e bir mektup yazarak bunu bildirdim. Bunun üzerine Ömer b.
Abdulaziz şöyle dedi: O doğru söylemiştir. O râzı
olunan adâlettir. Balda (zekât olarak) hiçbir şey yoktur." (Fethu'l-Bârî)
Ömer b. Abdulaziz'den buna aykırı olarak
Abdurrazzak'ın rivâyet ettiği başka bir rivâyet de
gelmiştir.Fakat hadisin isnadı zayıftır. Birinci rivâyet daha
sâbittir.
İmam Buhârî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
rivâyet olunan şu hadisin sanki zayıf olduğuna işâret etmek
istemiştir:
((
أَنَّ فِي الْعَسَلِ الْعُشْرَ )) [ رواه عبد الرزاق ]
"Balda
(zekât
olarak) öşür vardır." (Abdurrezzak)
İmam Buhârî -Allah ona rahmet etsin- tarihinde
şöyle demiştir:
"Balın
zekâtı konusunda sahih olan hiçbir şey yoktur."
Tirmizî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:
"Bu konuda sahih olan hiçbir şey yoktur."
İmam
Şâfiî de -Allah ona rahmet etsin-
bu konuda şöyle demiştir:
((
أَنَّ فِي الْعَسَلِ الْعُشْرَ )) [ رواه عبد الرزاق ]
"Balda
(zekât
olarak) öşür vardır." (Abdurrezzak)
Hadisi
zayıftır.
İbn-i
Münzir de -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:
"Balda
bir şeyin sâbit olduğuna dâir hiçbir haber ve icmâ yoktur.Bundan
dolayı balda zekât yoktur. Bu, âlimlerin çoğunuluğunun
görüşüdür." (İbn-i Münzir'in kısaltılarak alınan
sözü burada bitmiştir.)
Ömer
b. Hattâb'ın -Allah ondan râzı olsun- şu sözü, Hilâl'den
almış olduğu şeyin zekât olmadığına, aksine
bunun himâye (koruma) karşılığında almış
olduğu şey olduğuna delildir:
((
إِنْ أَدَّى إِلَيْكَ مَا كَانَ يُؤَدِّي إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ عُشُورِ
نَحْلِهِ فَاحْمِ لَهُ سَلَبَةَ ))
"Eğer
Hilâl, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e verdiği balının
öşrünü sana da verirse, Selebe vâdisindeki balını korumaya
al."
Nitekim
İbn-i Müflih el-Hanbelî de "el-Furû'" adlı kitabında,
balda zekâtın gerekli olduğunu söyleyenleri delillerini ve bu
delillerin zayıf olduklarını gösteren sebepleri
zikrettikten sonra şöyle demiştir:
"Bu ve
bundan başkasını iyice düşünen kimseye, meselenin
zayıf olduğu açıkça belli olur." ("el-Furû";
c: 2, s: 448-450).
Değerli
âlim Muhammed b. Sâlih el-Useymîn'e -Allah ona rahmet etsin-:
"Bala
zekât gerekir mi?" diye sorulduğunda o şöyle cevap
vermiştir:
"Doğru
olan görüşe göre balda zekât yoktur. Çünkü Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-'den böyle bir şey
gelmemiştir.Ancak Ömer b. Hattâb'tan -Allah ondan râzı olsun-
bal üretilen yerleri koruma altına aldığı ve onlardan
öşür aldığı gelmiştir. Buna göre, bala zekât
gerekmez.Fakat insan balın zekâtını nâfile olarak
çıkarırsa, bu iyilik sayılır.Belki bu
davranışı, bal arılarının artmasına ve
balının çoğalmasına sebep olur.Bala zekât gerekir, zekâtı
vermeyen günahkâr olur, sözüne gelince, bunun hiçbir delili yoktur."
(Bkz:
Muhammed b. Sâlih el-useymîn: "Fetâvâ'z-Zekât"; s: 87).
İlmî
Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi'ne: "Kovanlar
aracılığıyla üretilen bala zekât gerekir mi?" diye
sorulduğunda komite şu cevabı vermiştir:
"Kovanlar
aracılığıyla üretilen balda zekât yoktur. Zekât, sahibi
satmak amacıyla balı üretir, balın kıymetinin üzerinden bir
tam hicrî yıl geçtikten sonra ve
nisab miktarına ulaşırsa, bu takdirde zekât, balın
kıymeti üzerinden onda bir olarak verilir." ("İlmî
Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları"; c: 9, s:
226)