New Page 1
Hamd,
yalnızca Allah'adır.
Allah
Subhânehu ve Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de İsa -aleyhisselâm-'ı bir defa göğe
kaldırdığını bize haber vermiştir.
Nitekim Allah
Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
(بَلْ
رَفَعَهُ اللَّهُ إِلَيْهِ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزاً حَكِيماً) [ سورة النساء
الآية:
١٥٨
]
"Bilakis
Allah, onu (İsa'yı, bedeni ve ruhu ile) kendi katına kaldırmıştır (ve onu, inkâr
edenlerden temizlemiştir.) Allah, (mülkünde) güçlüdür, (işlerinde) hikmet
sahibidir."
[1]
Allah Teâlâ,
İsa -aleyhisselâm-'ı ikinci defa yeryüzüne gönderdiğini bize haber vermemiştir.
Bunun için onun yeryüzüne ikinci defa gönderildiğini iddiâ edenlerin bu konuda
bize bir delil sunmaları gerekir. Onların şimdi de buna yapmaya güçleri yetmez,
gelecekte de yetmeyecektir.Çünkü bu kimselerin tartışma ve cedellerinin hiçbir
temeli de yoktur.
Nitekim Allah
Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
(
إِذْ قَالَ اللَّهُ يَا عِيسَى إِنِّي مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَيَّ
وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذِينَ كَفَرُوا وَجَاعِلُ الَّذِينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ
الَّذِينَ كَفَرُوا إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ ثُمَّ إِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ
فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنْتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ) [ سورة آل عمران
الآية:
٥٥ ]
"Allah
şöyle demişti: Ey İsa! Şüphesiz (sana hiçbir kötülük erişmeden) seni
(yeryüzünden) kabzedeceğim, seni (bedenin ve ruhunla) katıma kaldıracağım, seni
inkâr edenlerden kurtaracağım ve sana (senin dînine) uyanları, kıyâmete kadar
(senin peygamberliğini) inkâr edenlerden üstün kılacağım. Sonra (hesap günü)
dönüşünüz, yalnızca bana olacaktır. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz konularda
(İsa konusunda) aranızda yalnızca ben hükmedeceğim."
[2]
İbn-i Cerîr
-Allah ona rahmet etsin-:"Allah Teâlâ'nın vefât ettirmesi, onu kaldırmasıdır"
demiştir.Tefsir âlimlerinin çoğunluğu âyette geçen vefâttan kastın, uyku
olduğunu belirtmişlerdir.
Nitekim Allah
Teâlâ'nın şu iki âyeti bu anlamdadır:
(
وَهُوَ الَّذِي يَتَوَفَّاكُمْ بِاللَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُمْ بِالنَّهَارِ
ثُمَّ يَبْعَثُكُمْ فِيهِ لِيُقْضَى أَجَلٌ مُسَمّىً ثُمَّ إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ
ثُمَّ يُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ) [ سورة الأنعام الآية: ٦٠
]
"Geceyin
(ölüm anındakine benzer bir şekilde) ruhlarınızı kabzeden ve gündüzleyin de ne
işler yaptığınızı bilen, sonra da (dünyada) belirlenmiş ecelinizin geçirilmesi
için gündüzleyin (uykudan uyandırıp ruhlarınızı size iâde ederek) sizi dirilten
O'dur. (Kabirlerinizden yeniden diriltildikten) sonra dönüşünüz, yalnızca
O'nadır.Sonunda O, (dünyada) yapmakta olduğunuzu size haber verecektir."
[3]
(
اللَّهُ يَتَوَفَّى الْأَنْفُسَ حِينَ مَوْتِهَا وَالَّتِي لَمْ تَمُتْ فِي
مَنَامِهَا فَيُمْسِكُ الَّتِي قَضَى عَلَيْهَا الْمَوْتَ وَيُرْسِلُ الْأُخْرَى
إِلَى أَجَلٍ مُسَمّىً إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآياتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ) [ سورة
الزمر الآية: ٤٢ ]
"Allah,
eceli gelenlerin canlarını ölüm anında, eceli henüz gelmeyenlerin canlarını ise
uyku anında alır.Hakkında ölüme hükmettiği canı alır, diğerini ise belirli bir
süreye (ecelini ve rızkını tamamlayıncaya) kadar salıverir (ruhunu kendisine
iâde eder). Şüphesiz bunda (ölen ve uyuyan kimsenin ruhunu kabzetmesinde,
uyuyanın ruhunu salıvermesinde, ölünün ruhunu vermemesinde), iyi düşünen bir
topluluk için ibretler vardır."
[4]
Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- de uykudan uyanınca şöyle derdi:
((
اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ
مَا
أَمَاتَنَا وَ
إِلَيْهِ النُّشُورُ
))
“Bizi öldürdükten
sonra dirilten Allah’a hamdolsun.
Dönüş, yalnızca O’nadır.”[5]
Allah -azze ve celle-'nin İsa -aleyhisselâm-'ı göğe kaldırması, onu
öldürdüklerini iddiâ eden yahudilere bir cevap olduğunu belirtmiştir.
Nitekim Allah
Teâlâ onlar hakkında şöyle buyurmuştur:
Nitekim Allah
Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
(
فَبِمَا نَقْضِهِمْ مِيثَاقَهُمْ وَكُفْرِهِمْ بِآيَاتِ اللَّهِ وَقَتْلِهِمُ
الْأَنْبِيَاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَقَوْلِهِمْ قُلُوبُنَا غُلْفٌ بَلْ طَبَعَ اللَّهُ
عَلَيْهَا بِكُفْرِهِمْ فَلا يُؤْمِنُونَ إِلَّا قَلِيلاً * وَبِكُفْرِهِمْ
وَقَوْلِهِمْ عَلَى مَرْيَمَ بُهْتَاناً عَظِيماً * وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا
الْمَسِيحَ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللَّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ
وَلَكِنْ شُبِّهَ لَهُمْ وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُوا فِيهِ لَفِي شَكٍّ مِنْهُ
مَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِلَّا اتِّبَاعَ الظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِيناً *
بَلْ رَفَعَهُ اللَّهُ إِلَيْهِ وَكَانَ اللَّهُ عَزِيزاً حَكِيماً * وَإِنْ مِنْ
أَهْلِ الْكِتَابِ إِلَّا لَيُؤْمِنَنَّ بِهِ قَبْلَ مَوْتِهِ وَيَوْمَ
الْقِيَامَةِ يَكُونُ عَلَيْهِمْ شَهِيداً) [ سورة النساء الآيات:
١٥5
–
١٥9
]
"Sözlerinden dönmeleri (antlaşmaları bozmaları), (peygamberlerin doğruluklarına
delâlet eden) Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri
öldürmeleri ve 'kaplerimiz kapalıdır (senin ne söylediğini anlamaz) demeleri
sebebiyle onları lânetledik. Aksine inkârları sebebiyle Allah o kalpleri
mühürlemiştir. Onlar pek az îmân ederler (bu îmânları da kendilerine hiçbir
fayda vermeyecektir). Bir de inkâr etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira
atma(zinâ ile suçlama)larından ve (alaylı bir şekilde: Kendisinin) 'Allah'ın
elçisi (olduğunu iddiâ eden) Meryem oğlu İsa'yı öldürdük' demeleri yüzünden
onları lânetledik. Oysa onlar, İsa'yı ne öldürdüler, ne de çarmıha gerdiler.
Fakat çarmıha gerdikleri kişi, onlara İsa gibi gösterildi (İsa'ya benzeyen
birisini o zannederek çarmıha gerdiler).Onun hakkında görüş ayrılığına düşenler,
işin doğrusundan şüphe ve şaşkınlık içindedirler.Onlar, zanna uymaktan başka
hiçbir bilgileri yoktur.Onlar, İsa'yı öldürdüklerine kesin olarak inanmamakta,
aksine bu konuda zanna dayanmaktadırlar. Bilakis Allah, onu (İsa'yı, bedeni ve
ruhu ile) kendi katına kaldırmıştır (ve onu, inkâr edenlerden temizlemiştir).
Allah, (mülkünde) güçlüdür, (işlerinde) hikmet sahibidir. (Âhir zamanda İsa'nın
yeryüzüne inmesinden sonra) Ehl-i kitaptan, onun ölümünden önce herkes ona îmân
edecektir (Ehl-i kitaptan ona îmân etmeyen hiç kimse kalmayacaktır).Kıyâmet
gününde de (İsa, kendisini yalanlayana ve tasdik edene) şâhitlik edecektir."
[6]
Dolayısıyla İsa -aleyhisselâm- henüz ölmemiştir. Aksine yahudiler onu öldürmek
istediklerinde Allah Teâlâ onu kendi katına kaldırmıştır. O âhir zamanda
yeryüzüne inecek, slâm ile hükmedecek, Allah Teâlâ'nın dilediği kadar yaşayacak,
sonra vefât edecek ve müslümanlar onun cenâze namazını kılacaklardır.
İbn-i
Kesîr -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
Âyette
geçen zamir
قَبْلَ
مَوْتِهِ))
"ölümünden önce" İsa -aleyhisselâm-'a döner. Yani ehl-i kitaptan, İsa
-aleyhisselâm-'a îmân etmeyen hiç kimse kalmayacaktır.Bu da kıyâmet gününden
önce onun yeryüzüne inmesinden sonra olacaktır.İşte o zaman ehl-i kitabın hepsi
kendisine îmân edecektir. Çünkü İsa -aleyhisselâm-, cizyeyi kaldıracak ve
onlardan İslâm'dan başka bir dîni kabul etmeyecektir.
Allah
Teâlâ'nın, Âl-i İmrân sûresinin 55. âyetinde belirttiği gibi, yahudiler arasında
ayrılıklar çıkmıştır.Çünkü Allah Teâlâ, İsa -aleyhisselâm-'ı göğe kaldırınca,
ona îmân edenler, kendisinden sonra fırkalara ayrılmışlardır. Onlardan bir
kesim, Allah Teâlâ'nın İsa -aleyhisselâm-'a göndermiş olduğu dîne, onun Allah'ın
kulu, elçisi ve Meryem'in oğlu olduğuna îmân ederken, bir kesim de İsa
-aleyhisselâm- hakkında aşırıya giderek onun Allah'ın oğlu olduğunu söylediler.
Başka bir gurup: 'O Allah'tır', başkaları da: 'O, üçün üçüncüsüdür', dediler.
Nitekim
Allah Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de onların bu sözlerini zikretmiş ve hepsini
reddetmiştir.Hıristiyanlar bu şekilde yaklaşık üçyüz sene devam ettikten sonra,
Kostantin adlı bir Yunan kralı çıktı ve hıristiyan dînine girdi. O'nun bir
filozof olduğu ve hıristiyanlığı bozmak için bu dîne girdiği söylenir.
Bilgisizliğinden bu dine girdiği de söylenenler arasındadır. Şu kadar var ki
Kostantin, Mesih'in dinini değiştirip tahrif etti, artırmalar, eksiltmeler
yaptı. Bu dîn için kanunlar koydu ve büyük emâneti —ki aslında aşağılık bir
hâinlik idi— koydu.O'nun zamanında domuz eti helâl sayıldı. Doğuya doğru namaz
kılmaya başladılar, kiliseleri resimlerle süslediler. Mesih'in işlediğini
zannettikleri bir günâh sebebiyle orucu on gün artırdılar.Böylece Mesih'in dîni
'Kostantin dîni' oldu.Bununla beraber Kostantin oniki binden fazla kilise,
manastır ve ibâdet yeri yaptırdı. Kendi adıyla bilinen şehri (şimdiki
İstanbul'u) kurdu, kraliyet âilesini yeni dine soktu. Bu şekilde hıristiyanlar
yahûdilerden üstün oldular. Allah da onlan yahûdîlere karşı kuvvetli kıldı. Her
ne kadar hepsi kâfir iseler de, bunlar (hıristiyanlar) yahûdîlere göre Hakk'a ve
gerçeğe daha yakın idiler. -Allah'ın lâneti hepsinin üzerine olsun-.
Allah Teâlâ, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i elçi olarak gönderince
o'na îmân edenler bu îmânları ile Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve
peygamberlerine gerçek anlamıyla îmân etmiş ve onlar, yeryüzündeki bütün
peygamberlere uymuş oluyorlardı. Zîrâ Âdemoğlunun efendisi, peygamberlerin
sonuncusu ve kendilerini bütün gerçek dinleri tasdik etmeye çağıran o ümmî
peygamberi tasdik etmiş oluyorlardı. Onlar daha önce geçen bütün peygamberlere,
onların dîni ve yolu üzere olduklarını zanneden kendi ümmetlerinden daha
lâyıktırlar.Zîrâ o peygamberlerin ümmetleri, peygamberlerinin getirmiş
oldukları gerçekleri değiştirip bozmuşlardı.Böyle olmasa bile Allah Teâlâ,
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- aracılığıyla göndermiş olduğu hak diniyle
diğer bütün peygamberlerin getirdiklerini ortadan kaldırmıştır.Bu hak din,
kıyâmete kadar ne değiştirilebilecek ne de bozulabilecektir.Diğer bütün dinlere
üstün olarak devam edecektir.İşte bunun için Allah Teâlâ bu dîne uyanlara
yeryüzünün doğusunu ve batısını açacak, onlar da böylece bütün memleketleri
fethedecekler, bütün devletler onlara boyun eğeceklerdir.Kisrâları ezecekler,
kayserlere üstün gelecekler ve onların hazînelerini ele geçirip Allah yolunda
harcayacaklardır."
[7]
[5]
Buhâri, hadis no: 6312, Müslim, hadis no: 2711