Hamd,
yalnızca Allah'adır.
Birincisi:
Abdestte başı mesh etmek, abdestin
farzlarından birisidir.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda
şöyle buyurmuştur:
(( يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ
إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاةِ فاغْسِلُواْ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى
الْمَرَافِقِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ ...
)) [ سورة المائدة من الآية: 6 ]
"Ey îmân
edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman
(abdestsiz iseniz)
yüzlerinizi, dirseklerle beraber ellerinizi yıkayın.
Başlarınızı mesh edip aşık kemikleriyle beraber
ayaklarınızı yıkayın...." (Mâide Sûresi: 6)
Başın mesh edilmesi konusunda en doğru
olan görüş; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'İn
sünnetinin açıkladığı gibi, başın
tamamının mesh edilmesidir.
Bu konuda (147140) nolu sorunun
cevabına bakabilirsiniz.
Baş mesh edilirken yapılması sünnet olan;
başın ön tarafından başlayarak ellerini ensesine kadar
götürmesi, sonra başladığı yere kadar ellerini
getirmesidir. Fakat başını ensesinden başlayarak mesh etmek
zorunda kalırsa, inşaallah böyle yapmasında bir
sakınca yoktur.
Bu konuda (45867) nolu sorunun
cevabına bakabilirsiniz.
İster parmaklarla hilalleme şeklinde olsun,
isterse başka bir yolla olsun, başını hangi şekilde
mesh ederse, meshi geçerli olur. Çünkü bundan maksat; suyun başa
ulaşmasıdır ki bu da hasıl olmuş demektir.
el-Behûtî -Allah ona rahmet etsin- bu konuda
şöyle demiştir:
"Emrolunan şeyin hâsıl olması için
başını nasıl mesh ederse, mesh geçerli olur. Şayet
parmaklarıyla veya bir bez parçasıyla veya bir tahta parçasıyla
veyahut da taş gibi bir şeyle bile mesh ederse, mesh geçerli
olur." (Keşşâfu'l-Kinâ'; c: 1, s: 99)
İkincisi:
Başın tamamını mesh etmek zarar
veriyorsa, mümkün olan kadarını mesh etmekte bir sakınca yoktur.
Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
((فَاتَّقُوا اللَّهَ مَا
اسْتَطَعْتُمْ...)) [ سورة التغابن من الآية: 16 ]
"(Ey mü’minler!) O halde
gücünüz yettiği kadarıyla Allah’tan korkun (Allah’tan korkmada
güç ve takatinizi harcayın)." (Teğâbun Sûresi:16)
Başın bir kısmını mesh etmenin
câiz olduğu görüşü, muteber bir görüş olup pek çok
ilim ehlinin görüşüdür.İhtiyaç durumunda bu görüşe
başvurulması daha evlâdır.İnşaallah bu
görüşe amel eden kimse mazur görülür.
Üçüncüsü:
Eğer zarar görme sebebiyle suyu kullanamazsa,
başı mesh etmek yerine teyemmüm alır. Yıkanmanın (güslün)
hükmünün, abdestin hükmü gibi olması daha önce gelir.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle
buyurmuştur:
(( ... وَإِنْ كُنْتُمْ مَرْضَى أَوْ
عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاء أَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَآئِطِ أَوْ لاَمَسْتُمُ
النِّسَاءَ فَلَمْ تَجِدُواْ مَاءً فَتَيَمَّمُواْ صَعِيداً طَيِّباً فَامْسَحُواْ
بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ إِنَّ اللهَ كَانَ عَفُوّاً غَفُوراً )) [ سورة
النساء من الآية: 43 ]
"... Eğer hasta veya yolculukta iseniz veyahut da herhangi
biriniz heladan gelirse veya kadınlarınızla cinsel ilişkiye
girer de (yıkanacak) su bulamazsanız, temiz bir
toprağa teyemmüm edin, (o topraktan) yüzlerinize ve ellerinize
sürün. Şüphesiz ki Allah; çok affedici ve çok merhametlidir." (
Nisâ Sûresi: 43 )
İmam Nevevî
-Allah ona
rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
"Hastalık üç türlüdür:
Birinci türü: Başağrısı, diş
ağrısı ve ateşli bir hastalık gibi, suyun
kullanılmasıyla telef olmaktan veya korkulan bir hastalık
meydana gelmesinden veya yaranın iyileşmesinin gecikmesinden veya
acının artmasından veyahut da başka açık bir
şeyden endişe edilmeyen hafif bir hastalık ise, bizce
(Şâfiî âlimlerince) ihtilafsız bu durumda teyemmüm almak câiz
değildir.Âlimlerin hepsi bu görüşe varmışlardır.
Ancak ashâbımızın (Şâfiî âlimlerimizin) Zâhirî mezhebi
âlimleri ile Mâlik'in arkadaşlarından bazıları,
yukarıdaki âyeti delil göstererek câiz görmüşlerdir.
İkinci türü: Suyun kullanılmasıyla
canın veya bir uzvun telef olması veyahut da canın veya uzvun
telef olmasından veya uzvun işlerliğini kaybetme gibi bir
durumun meydana gelmesinden endişe edilirse, bu durumda su bulunsa bile
teyemmüm almak câizdir.
Üçüncü türü: Suyun kullanılmasıyla
hastalığın iyileşmesinin geciktirmesinden veya süresi uzasa
bile, acıların çoğalması veya sahibini bitkin bırakan,
her iyileştiğini zannettiğinde daha da kötüleşen şiddetli
halsizlik gibi, hastalığın arttırmasından endişe
edilirse, doğru olan görüşü göre teyemmüm alması câizdir ve iâde etmesi
gerekmez. Bu, âyetin gösterdiği açık mana ve yaygın
olması sebebiyle, Ebu Hanîfe, Mâlik, Ahmed, Davud ve âlimlerin
çoğunluğunun görüşüdür." (Şerhu'l-Muhezzeb; c: 2,
s: 331)
İmam Nevevî
-Allah ona
rahmet etsin- yine şöyle demiştir:
"Eğer teyemmüm alınmasına ruhsat
veren sebep, abdest azalarının hepsinde suyun
kullanılmasına engel oluyorsa, abdest azalarının hepsinin
yerine teyemmüm alır.Eğer abdest azalarının
bazıları suyun kullanılmasına engel olur, bazılarına
olmazsa, suyun kullanılması mümkün olan azalar yıkanır,
mümkün olmayan azaların yerine ise teyemmüm alınır." (Şerhu'l-Muhezzeb;
c: 2, s: 331)
Teyemmümün, abdestin başında veya sonunda
olmasında hiçbir engel yoktur. Bu durumda abdest azaları
arasında tertip (sıraya göre olması) şart
değildir.
Değerli
âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn -Allah ona rahmet etsin- bu
konuda şöyle demiştir:
"Bazı
âlimler şöyle demişlerdir:
Abdest
azaları arasında tertip ve birbiri ardınca olması şart
değildir.
Tıpkı
büyük hadeste olduğu gibi.
Buna
göre abdestten önce veya abdestten az veya çok zaman sonra teyemmüm
almak câizdir. Günümüzde insanlar bu görüşe göre amel
etmektedirler ki, doğru olan da bu görüştür.İbn-i Kudâme,
Mecduddîn ve Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye bu görüşü tercih
etmişler ve "Tashîhi'l-Furû'da
doğrulamıştır." (eş-Şerhu'l-Mumti'; c: 1, s:
394)
Sözün
özü; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetinde geldiği
şekilde başını mesh etmek sana zor geliyorsa, elinin
üzerinde gezdirmek veya parmaklarınla hilallemek yoluyla arkadan veya
önden nasıl istersen başını öyle mesh edersin.
Başının tamamını mesh etmek sana zor gelirse,
başından mümkün olduğu kadarını mesh edersin.