Hamd,
yalnızca Allah'adır.
"Yemek
yedirmek için Ramazan ve Kurban bayramı ile Teşrik günlerinde insanları
toplayıp bir araya getirmek; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in,
müslümanlar için meşrû kıldığı İslâm dîninin
şiârındandır.
Yemek
yedirmek sûretiyle fakir ve yoksullara Ramazan ayında yardım etmek
de, İslâm'ın sünnetlerindedir.
Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda
şöyle buyurmuştur:
(( مَنْ فَطَّرَ صَائِمًا كَانَ لَهُ
مِثْلُ أَجْرِهِ، غَيْرَ أَنَّهُ لَا يَنْقُصُ مِنْ أَجْرِ الصَّائِمِ شَيْئًا.))
[ رواه أحمد والترمذي وابن ماجه ]
"Kim, bir oruçluyu iftar ettirirse (iftarda
ona yemek yedirirse), kendisine oruçlu kadar sevap verilir. Oruçlunun
sevâbından da hiçbir şey eksilmez." (Ahmed, Tirmizî ve İbn-i Mâce)
(Kur'an
kurslarında) Kur'an-ı Kerim okuyan (hâfız) fakirlere yardım
etmek, her zaman için salih ameldir. Bu konuda onlara yardım eden kimse,
ecirde onlara ortaktır.
Mevlid-i
Nebevî gecesi olduğu söylenen Rebiül-Evvel ayının bazı
geceleri gibi... Receb ayının bazı geceleri (İsrâ ve Mirac
gecesi) gibi... Zilhicce ayının onsekizinci gecesi gibi... Receb
ayının ilk Cuma günü (Berat kandili) gibi... Câhil kimselerin, 'İyilerin
Bayramı'
Mısır'da bazı
câhil kimseler, Şevvâl ayının birinci gününü bayram
yaptıktan sonra ikinci günden itibaren Şevval orucunu tuttuktan sonra
8. günü: 'İyilerin Bayramı' olarak adlandırıp bu günü
bayram olarak kutlamaktadırlar. Malesef Ezher âlimleri de bu çirkin bid'ata
ses çıkarmayıp göz yummaktadırlar. Gerçekte bu bayram,
günahkârların bayramıdır.Zirâ bu günde Hz. Hüseyin veya Hz.
Zeyneb mescidinde erkeklerle kadınlar karma bir şekilde biraraya
gelip birbirleriyle tokalaşmaktadırlar!!! Bu tokalaşma
sırasında birbirleriyle câhiliye döneminin sözleriyle
konuşmakta, ardından da pirinç pilavını pişirmeye
gitmektedirler. (Çeviren)
diye adlandırdıkları Şevval ayının 8. günü gibi... Dînen meşrû
kılınmayan mevsimlerin dışındaki bir mevsimi bayram
edinmek, ilk müslümanların müstehap görmedikleri ve
yapmadıkları bid'atlardır." (Mecmû'u Fetâvâ
Şeyhulislâm İbn-i Teymiyye; c: 25, s: 298).