Hamd,
yalnızca Allah'adır.
Nebî ve
rasûl arasında meşhur fark: Rasûl, kendisine yeni bir şeriat
(dîn) vahyedilen ve bunu tebliğ etmekle emrolunan kimsedir.Nebî ise,
kendisine yeni bir şeriat vahyedilmeyen ve onu tebliğ etmekle
emrolunmayan kimsedir. Fakat bu fark, birtakım kusurlardan uzak
değildir.Zirâ nebî, dâvet, tebliğ ve hükümle mükelleftir.Bunun
içindir ki Şeyhul-İslâm İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin-
şöyle demiştir:
"Doğru
olan, yalanlayan kâfirler topluluğuna gönderilen kimse, rasûl (elçi)dir.
Kendisinden önceki rasûlün şeriatına îmân eden mü'minler
topluluğuna dînlerini öğretmek ve onlar arasında hüküm
vermek için gönderilen kimse ise, Nebîdir.
Nitekim
Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
إنا أرسلنا التوراة فيها هدى ونور
يحكم بها النبيون الذين أسلموا [ سورة المائدة: ٤٤]
“Andolsun
ki biz, içerisinde hidâyet (dalâletten doğru yolu gösteren, hükümleri
açıklayan) ve nûr olan Tevrât’ı indirdik. Allah’ın emrine teslim
olmuş peygamberler, yahûdiler arasında Tevrât ile
hükmederlerdi.Rablerinin emrine teslim olmuş yahûdîlerden âbid kimselerle
âlimler de onunla hükmetmişler ve peygamberlerinin, onlar arasında
Tevrât ile hükmettiklerine hepsi şâhitlik etmişlerdi..”
Mâide Sûresi:44
Allah Teâlâ
niçin:
“...
ve nebîlerin sonuncusudur.”
Ahzâb Sûresi: 40
demiş, fakat:“... ve rasûllerin
sonuncusudur” dememiştir. Çünkü risâletin son bulması,
nebîliğin (peygamberliğin) son bulmasını gerektirmez. Fakat
nübüvvetin (nebîliğin) son bulması, risâletin son bulmasını
gerektirir.
Bunun içindir ki Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem-:
كَانَتْ بَنُو إِسْرَائِيلَ تَسُوسُهُمْ الأَنْبِيَاءُ،
كُلَّمَا هَلَكَ نَبِيٌّ خَلَفَهُ نَبِيٌّ، وَإِنَّهُ لا نَبِيَّ بَعْدِي
(متفق عليه)
“İsrailoğullarını
nebîler (peygamberler) yönetiyorlardı (yani bir fesat ortaya
çıktığı zaman Allah Teâlâ onlara bir peygamber
göndererek onların işlerini düzeltir ve Tevrât'ı değiştirerek
çıkardıkları yeni hükümleri onlar ortadan
kaldırılardı). Onlardan bir nebî ölünce, yerine başka
bir nebî gelirdi. Şüphe yok ki benden sonra hiçbir nebî (peygamber)
olmayacaktır (ki benden sonra, onların yaptıkları gibi
yapsın)."
Buhârî ve Müslim
Demiş, fakat: "Benden
sonra rasûl olmayacaktır" dememiştir.
Böylelikle
Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-'den sonra ne bir rasûl, ne de bir nebî
olacağı, aksine onun, nebîlerin ve rasûllerin sonuncusu olduğu
anlaşılmış olmaktadır.