Hamd, yalnızca Allah'adır.
Cemaatle
birlikte duâ etmek, yani birisinin duâ etmesi, diğerlerinin de bu duâya
âmîn demesi, iki şekilde olur:
1. Bu
duânın, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetinde sâbit
olmasıdır.
Örneğin:
İstiskâ ve Kunut duâsında olduğu gibi...
Bunun dînen
meşrû olduğunda şüphe yoktur.
2. Bu
duânın, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetinde sâbit
olmayan yerlerde olmasıdır.
Örneğin:
Farz namazlardan sonra veya ölüyü defnettikten sonra duâ etmek gibi...
Arasıra
yapıldığı takdirde bu davranışta bir sakınca
yoktur.Eğer bu, sürekli yapılan bir âdet hâline gelmişse, bu
davranış bir bid'at olur.
Bu konuda ilim
ehlinin bazı görüşlerini sana arz ediyorum:
1.
İmam Ahmed'e -Allah ona rahmet etsin-:
"Bir
topluluğun biraraya gelerek Allah Teâlâ'ya duâ
etmeleri ve ellerini kaldırmaları kerih görülür mü?" diye
sorulunca şöyle cevap vermiştir:
"Kasten
toplanıp biraraya gelmemişlerse (bir âdet hâline
getirmemişlerse), müslüman kardeşlerim için bunu kerih görmem. Ancak
çoğalmak için bunu âdet hâline getirmeleri bunun
dışındadır (bunu kerih görüyorum)."
İbn-i
Mansur -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
"İshak
b. Râheveyh: İmam Ahmed'in dediği gibidir.
"Çoğalmaları bunun dışındadır"
sözünün anlamı: Çoğalmak için bunu âdet hâline
getirmeleri demektir.
Ebu Abbas
el-Fadl b. Mehrân -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
"Yahya
b. Maîn ve Ahmed b. Hanbel'e soru sordum ve dedim ki:
- Bizde
biraraya gelip toplanan, duâ eden, Kur'an okuyan ve
Allah Teâlâ'yı zikreden bir topluluk var.Bunlar hakkında
ne dersiniz?
Ebu Abbas
el-Fadl b. Mehrân dedi ki:
Yahya b.
Maîn -Allah ona rahmet etsin- şöyle dedi:
-
Kur'anı okur, namazdan sonra duâ eder ve kendi kendine
Allah Teâlâ'yı zikreder.
Ben:
- Benim
böyle yapan bir müslüman kardeşim var, dedim.
Yahya b.
Maîn:
-Onu bundan
nehyet, dedi.
Ben:
-O bunu
kabul etmez, dedim.
Yahya b.
Maîn:
- Ona
nasihat et, dedi.
Yahya b.
Maîn:
-Onu bundan
nehyet, dedi.
Ben:
-O bunu kabul
etmez. Onu terk edeyim mi (İlişkikiyi keseyim mi)? dedim.
Yahya b.
Maîn:
- Evet,
dedi.
Ebu Abbas
el-Fadl b. Mehrân dedi ki:
-Sonra
Ahmed b. Hanbel'e geldim ve buna benzer bir şekilde olayı ona
anlattım.
Ahmed b.
Hanbel bana şöyle dedi:
-
Kur'anı okur, namazdan sonra duâ eder, kendi kendine
Allah Teâlâ'yı zikreder ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-'in hadisini öğrenip ezberlemeyi talep eder.
Ben:
- Peki onu
bundan nehyedeyim mi? Dedim.
Ahmed b.
Hanbel bana:
- Evet,
dedi.
Bunun
üzerine ben:
- Eğer
kabul etmezse, ne yapayım? Dedim.
Bana:
-
İnşaallah sana icâbet edecektir, dedi. Çünkü senin
nasfettiğin bu toplantı, sonradan ihdas edilmiştir.
Ben:
-Eğer
yapmazsa onu terk edeyim mi? Dedim.
Bunun
üzerine İmam Ahmed gülümseyip sustu." (el-Âdâbu'ş-Şer'iyye;
c: 2, s: 102)
2. Şeyhulislâm
İbn-i Teymiyye -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
"Kur'an
okumak, Allah Teâlâ'yı zikretmek ve duâ etmek için
toplanmak, eğer bu, düzenli yapılan bir âdet hâline getirilmezse,
-dînen meşrû kılınan toplanmalar gibi olmazsa ve münker bir
bid'at irtikap edilmezse-, güzel ve müstehap bir
davranıştır." (Mecmû'u'l-Fetâvâ; c: 22, s: 523)
3. İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi'ne:
"Farz
namazlardan sonra ellerini kaldıran imam ve cemaat, imamın duâ
ettikten sonra onun duâsına âmîn diyen cemaatin hükmü nedir? Diye sorulmuş,
bunun üzerine komite şöyle cevap vermiştir:
"İbâdetler,
şer'î delillere dayanır. "Şu ibâdetler, asıl
yönünden veya sayı yönünden veya şekil yönünden
veyahut da mekan yönünden dînen meşrûdur", böyle
olduğuna delâlet eden şer'î bir delil olmadan böyle denilmesi
câiz değildir. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetinden, ne
O'nun sözünden, ne fiilinden, ne de takririnden böyle bir şeyin
olduğunu bilmiyoruz." (İslâmî Araştırmalar Dergisi; c:
17, s: 55)
Yine İlmî Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi'ne:
"Her
hafta Cuma günü insanlardan bir kesime yemek yedirmeyi âdet hâline getiren bir
kimse, yemekten sonra oturdukları yerlerinden insanların
ayrılmamasını istemektedir. Hatta bu yemek sahibi, tayin
ettiği yemekte bulunanlardan birisinin duâ etmesini bekliyor, bu
yemeğin sevabının ölmüş âilesine ve akrabasına
ulaşması için duâ ettiriyor. Bu duâ sırasında duâ eden
kimse, orada bulunanlarla birlikte ellerini kaldırıyor ve onlar da
bunun duâsına: Âmîn, diyorlar. Yemekten sonra ellerin topluca
kaldırıldığı bu duâ câiz midir, yoksa değil
midir?" Diye sorulmuş, bunun üzerine komite şöyle cevap
vermiştir:
"Yemekten
sonra soruda zikredilen toplu şekilde yapılan duânın temiz
İslâm şeriatında aslı yoktur.Bunun terk edilmesi gerekir.
Çünkü bu davranış bir bid'attır. Sünnette geldiği
şekilde yemek sahibine bereket dileyerek duâ etmekle yetinmektir.Bu
duâyı da herkes kendi başına söylemelidir.Sünnette gelen
duâlardan bazıları şunlardır:
(( اَللَّهُمَّ باَرِكْ لَهُمْ فِيماَ رَزَقْتَهُمْ، وَاغْفِرْ
لَهُمْ، وَارْحَمْهُمْ.)) [ رواه مسلم ]
"Allahım!
Onlara rızık olarak verdiklerine
bereket ver, onları bağışla ve onlara merhamet et."
(Müslim; hadis no:
1615)
(( أَفْطَرَ عِنْدَكُمُ الصَّائِمُونَ،
وَأَكـلَ طَعـاَمَكُمُ
اْلأَبْراَرُ، وَصَلَّتْ عَلَيْكُمُ الْمَلاَئِكَةُ ))
"Oruçlular yanınızda iftar
etsin, yemeğinizi iyiler yesin ve melekler sizin için Allah'a
istiğfarda bulunsun."
(Ebu
Dâvud; hadis no:367. İbn-i Mâce; hadis no:556. Nesâî; , Amelu’l-Yevmi
ve’l-Leyle, hadis no: 296-298. Elbâni, sahih olduğunu söyler; bkz.
Sahih-i Ebî Dâvud (2/730)"
(İlmî
Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesi; c: 24, s: 190)
Değerli
âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn'e -Allah ona rahmet etsin-:
"Bazı
insanlar, zikir konuşmak üzerine biraraya gelip
toplanmaktadır.Toplantının sonunda toplu halde duâ
etmektedirler.İçlerinden birisi duâ etmekte, diğerleri ise
"Âmîn" demektedirler. Bu davranış doğru
mudur?" diye sorulmuş, bunun üzerine o şöyle cevap
vermiştir:
"Bu
davranış, âdet hâline getirilmedikçe sahihtir. Eğer bunu âdet
hâline getirirse, sünnet olur ki, bu davranış sünnet değildir (yani
ancak sünnet âdet hâline getirirlir). Eğer bu davranış âdet
hâline getirilir de her oturduklarında oturumu duâ ile sona erdirirlerse,
bu bid'attır. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den böyle bir
fiilin olduğunu bilmiyoruz. Fakat bunu arasıra yaparlarsa,
örneğin korkutmak veya teşvik etmek için onlara
uğrayıp onlarla birlikte Allah -azze ve celle-'ye duâ ederse, bunda
sakınca yoktur. Çünkü böyle yapmakla âdet hâline getirilen
şey ile arasıra yapılan şeyi birbirinden ayırt
etmiş olur. İnsan, bazen bir şeyi arasıra yapabilir, fakat
bundan dolayı yerilmez. Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-,
gece namazını ashâbı ile birlikte cemaat hâlinde
kılardı. Bununla birlikte bir insanın gece namazını
arasıra cemaatle kılmasının dışında âdet
hâline getirerek cemaatle kılması sünnet değildir."
(Açık Kapı Görüşmesi; c: 21, s: 117)
Bu konuda (106523)
ve (106518) nolu soruların cevaplarına bakabilirsiniz.
Allah Teâlâ en iyi bilendir.